Haziran Enflasyonu Açıklandı: Aylık %0,99 Yıllık %32,11

Haziran enflasyonu belli oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun bugün paylaştığı verilere göre tüketici fiyatları haziranda bir önceki aya kıyasla yüzde 0,99 arttı, yıllık artış ise yüzde 32,11 seviyesine indi. Rakam, mayısın ardından süren yavaşlama eğiliminin bozulmadığını gösteriyor.
Aylık artış tahminlerin altında kaldı. AA Finans’ın ekonomistlerle yaptığı ankette beklenti aylık yüzde 1,04, yıllık yüzde 32,17 yönündeydi; gelen veri her iki başlıkta da bu öngörünün birkaç ondalık gerisinde kaldı. Küçük bir fark. Ama faiz patikasına bakan piyasalar için yönün aşağı olması önemliydi.
Beklentiler ne yöndeydi?
Ekonomistler haziran için ılımlı bir tablo bekliyordu. Bunun iki temel nedeni vardı. Yaz aylarında taze sebze ve meyve fiyatlarındaki mevsimsel gevşeme, gıda tarafındaki baskıyı hafifletiyor; bir yıl önceki yüksek bazın devreden çıkması da yıllık oranı matematiksel olarak aşağı çekiyor. İkisi bir araya gelince sonuç şaşırtmadı.
Geniş açıdan bakınca tablo daha anlaşılır. Yıllık enflasyon, 2024’ün ortasındaki tepe noktasından bu yana kademeli biçimde geriliyor. Haziran verisi bu inişi kırmadı. Yine de yüzde 32 düşük bir rakam değil; kalıcı tek haneye giden yol hâlâ uzun ve engebeli.
Resmî veri ile ENAG arasındaki makas
Bu ay da iki farklı enflasyon ölçümü aynı masaya geldi. Bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu ENAG, haziran için aylık yüzde 1,94, yıllık yüzde 51,49 hesapladı. Arada ciddi bir uçurum var. TÜİK’in yüzde 32,11’i ile ENAG’ın yüzde 51,49’u arasındaki bu fark, vatandaşın markette hissettiği artışla resmî tablo arasındaki eski tartışmayı yeniden alevlendirdi.
Ayrışma yeni değil. Sepetin içeriği, hangi harcamanın ne kadar ağırlık taşıdığı ve fiyatların nereden toplandığı gibi yöntem farkları, iki kurumun sonucunu uzun süredir birbirinden uzak tutuyor. Tartışma her ay tekrarlanıyor. Yine de resmî kararların dayanağı TÜİK verisi olmayı sürdürüyor.
Dezenflasyon neden bu kadar yavaş?
Enflasyonu düşürmek, onu çıkarmaktan daha zordur. Fiyatlar bir kez yukarı gittiğinde kolay kolay geri inmez. Özellikle hizmet tarafı inatçı: kira, eğitim, sağlık ve lokanta fiyatları, market rafındaki mala göre çok daha ağır soğur. Ekonomistler buna “fiyat katılığı” diyor. İşte manşet rakam gerilerken vatandaşın rahatlamayı hemen hissetmemesinin nedeni de bu. Süreç sabır istiyor.
Vatandaş için ne anlama geliyor?
Önce sık yapılan bir hatayı düzeltelim. Yıllık oranın gerilemesi, fiyatların düştüğü anlamına gelmez. Fiyatlar hâlâ artıyor, sadece daha yavaş. Market fişi, kira ve ulaşım gideri geçen aya göre yine yukarı gitti; yalnızca artışın temposu bir miktar düştü.
Günlük etkisi ise nettir. Konut kiralarındaki yıllık artış tavanı doğrudan TÜFE’ye endeksli belirleniyor. Memur ve emekli maaş zamları altı aylık enflasyona bağlı hesaplanıyor. Kredi faizleri, hatta yıl sonundaki asgari ücret pazarlığı bile bu göstergeden besleniyor. Yani haziran verisi soyut bir yüzde değil; milyonlarca hanenin bütçesine dokunan somut bir eşik.
Sırada ne var? Gözler Merkez Bankası’nın bir sonraki faiz kararına ve temmuz verisine çevrildi. Aylık ivme yüzde 1’in altında. Bu da faiz indirimi beklentilerini diri tutuyor. Enflasyonun yıl sonunda nereye oturacağı ise önümüzdeki birkaç ayın seyrine bağlı kalacak.
Kaynakları görmek için tıklayınız
Bu haber şu kaynaklardan derlenmiştir:
TÜİK,
Cumhuriyet Ekonomi.