Nanga Parbat’a Oksijensiz Tırmandı, Zirveden Kayakla İndi

Polonyalı dağcı Andrzej Bargiel, Pakistan’daki 8 bin 126 metre yüksekliğindeki Nanga Parbat zirvesine oksijen tüpü kullanmadan tırmandı, ardından zirveden eteklere kadar kayakla hiç durmadan indi. 38 yaşındaki sporcu, 30 Haziran’da tamamladığı bu inişle dağcılık tarihine yeni bir sayfa ekledi. Dünyanın dokuzuncu en yüksek dağı Nanga Parbat’ta zirveden eteklere uzanan hattı kayak üzerinde tek seferde tamamlamak, bugüne dek kimsenin altına imza atamadığı türden bir başarı.
“Katil dağ”da kesintisiz iniş
Nanga Parbat, Himalayaların batı ucunda tek başına yükselir. Adı Sanskritçede “çıplak dağ” anlamına gelir; dağcılar arasındaki lakabı ise çok daha karanlıktır: “katil dağ”. Dik buzul yamaçları, çığ riski ve sert hava koşulları bu ünü fazlasıyla hak ettirir. Güney yüzündeki Rupal duvarı, yaklaşık 4 bin 600 metrelik yüksekliğiyle dünyanın en büyük dağ duvarı kabul edilir. İlk tırmanış 1953’te Avusturyalı Hermann Buhl’dan gelmişti; Buhl o gün zirveye tek başına ve oksijensiz ulaşarak dağcılık tarihinin en efsanevi çıkışlarından birini yapmıştı. Bargiel bu duvara tüpsüz çıktı. İnerken de kayaklarını bir kez bile çıkarmadı.
Pakistan basınından Dawn gazetesinin aktardığına göre bu tırmanış Bargiel’i bir ilkin sahibi yaptı: Pakistan topraklarındaki 8 bin metrenin üzerindeki beş zirvenin tamamına oksijen desteği olmadan çıkan ilk dağcı oldu. Listede K2, Nanga Parbat, Broad Peak ile Gaşerbrum I ve II bulunuyor.
Everest’ten kayan adam
Bargiel’in özgeçmişi zaten sıra dışıydı. 2018’de K2’den kayakla inen ilk insan olmuş, 2025’te ise “Everest’ten kayarak inen ilk dağcı” unvanını almıştı. Nanga Parbat bu koleksiyonun en tehlikeli parçalarından biri olarak kayda geçti.
Oksijensiz tırmanışın zorluğu rakamlarda gizli. 8 bin metrenin üzerinde atmosfer basıncı deniz seviyesinin üçte birine kadar düşüyor. Dağcıların “ölüm bölgesi” dediği bu yükseklikte vücut kendini yenileyemiyor, her saat hücreler biraz daha tükeniyor. Çoğu profesyonel bu bölgeyi tüple geçer. Bargiel ise hem tüpsüz çıkıyor hem de inişte kayak takıp hız yapıyor.
Bu başarı neden önemli?
Yüksek irtifa kayağı, dağcılığın en dar uzmanlık alanlarından biri. Tırmanış gücü, kayak tekniği ve hava penceresini doğru okuma becerisinin aynı insanda birleşmesi gerekiyor. Yanlış bir dönüş, binlerce metrelik buzul yamacında telafisi olmayan sonuç doğurur. Bargiel’in üç büyük zirvede aynı yöntemi tekrarlaması, bunun şans değil sistemli bir ustalık olduğunu gösteriyor.
Rakamlar da bunu doğruluyor. Sekiz binlik zirvelere çıkanların sayısı binlerle ifade edilirken, bu dağlardan kayakla kesintisiz inen sporcular bir elin parmaklarını zor geçiyor. Üstelik her iniş, kar koşullarının elverdiği birkaç günlük dar bir pencereye sıkışıyor. O pencereyi yakalamak için bazen haftalarca kampta beklemek gerekiyor.
Sporcunun ekibi, tırmanışın hazırlık aşamasının haftalar sürdüğünü, iniş rotasının önceden drone ile haritalandığını paylaştı. Zirve macerası birkaç saat sürüyor; hazırlığı ise aylar alıyor. İniş sırasında en küçük bir kar tabakası değişimi bile rotayı anında güncellemeyi gerektiriyor. Bu yüzden ekip üyeleri, kayakçıyı yamaç boyunca telsizle yönlendiriyor.
Sıradaki hedefin ne olacağını Bargiel henüz açıklamadı. Spor gündeminin diğer rekoru için 2026 Dünya Kupası tribün rekoru haberimize göz atabilirsiniz.
Kaynakları görmek için tıklayınız
Bu haber şu kaynaktan derlenmiştir:
Anadolu Ajansı