İşlenmiş gıda katkıları ve kalp: 112 bin kişilik çalışma

İşlenmiş gıdalarda yaygın kullanılan bazı koruyucu katkı maddeleri, kalp sağlığıyla ilişkilendirildi. European Heart Journal’da yayımlanan Fransa merkezli araştırma, 112 binden fazla kişiyi yıllarca izledi. Sonuç dikkat çekici: antioksidan olmayan koruyucuları en çok tüketenlerde yüksek tansiyon riski yüzde 29, kalp-damar hastalığı riski ise yüzde 16 daha yüksek çıktı. Yine de araştırmacılar önemli bir uyarı yapıyor. Bu bir “ilişki”, kesin bir neden-sonuç kanıtı değil.
Katkı maddeleri neredeyse her paketli üründe var. O yüzden bu bulgu, marketten aldığımız pek çok şeyi ilgilendiriyor. Peki hangi maddeler öne çıkıyor?
Hangi katkı maddeleri öne çıkıyor?
Araştırmacılar sekiz koruyucuyu yüksek tansiyon riskiyle ilişkilendirdi. Listede tanıdık isimler var: potasyum sorbat (E202), potasyum metabisülfit (E224), sodyum nitrit (E250), askorbik asit (E300), sodyum askorbat (E301), sodyum eritorbat (E316), sitrik asit (E330) ve biberiye özütü (E392). Bunlardan askorbik asit (E300), ayrıca kalp-damar hastalığıyla da bağlantılı bulundu. Örneğin sodyum nitrit (E250); sucuk, salam ve sosis gibi işlenmiş etlerde rengi ve dayanıklılığı korumak için sık kullanılıyor. Bu maddelerin çoğu şarküteri ürünlerinden hazır çorbalara, gazlı içeceklerden paketli atıştırmalıklara kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkıyor.
Araştırma tam olarak ne buldu?
Çalışma Fransa’da yürütüldü. INSERM ile Sorbonne Paris Nord ve Paris Cité üniversitelerinden ekipler, 112 binden fazla yetişkinin beslenme kayıtlarını uzun süre takip etti. En çok koruyucu tüketen grup ile en az tüketen grup karşılaştırıldı. Antioksidan olmayan koruyucularda tabloyu yukarıda verdik. Antioksidan koruyucuları en çok tüketenlerde ise yüksek tansiyon riski yüzde 22 daha yüksekti. Rakamlar küçük görünmüyor. Ancak bu tür gözlemsel çalışmalar, bir maddenin hastalığa “yol açtığını” tek başına kanıtlamaz; yalnızca güçlü bir bağ olduğunu gösterir.
Peki bu neden önemli? Çünkü işlenmiş gıda tüketimi dünyada ve Türkiye’de yıllardır artıyor. Hazır çorbalar, şarküteri ürünleri, paketli atıştırmalıklar ve gazlı içecekler artık pek çok evin sabit alışveriş listesinde. Bu ürünlerde koruyuculuk çoğu zaman şart; raf ömrünü uzatıyor, bozulmayı ve gıda kaynaklı hastalıkları engelliyor. Yani katkı maddeleri baştan aşağı “kötü” değil. Araştırmanın işaret ettiği asıl mesele maddenin varlığı değil, ona düzenli ve yüksek miktarda maruz kalmak. Uzmanlar da tam bu noktaya, yani miktara ve sıklığa dikkat çekiyor.
Bu bulgu ne anlama geliyor?
Öncelikle panik gerekmiyor. Tek bir çalışma, yıllardır güvenli kabul edilen katkı maddelerini bir gecede “zararlı” ilan etmez. Yine de araştırmacıların çıkardığı sonuç net: bulgular, işlenmemiş ya da az işlenmiş gıdaların tercih edilmesini öneren mevcut beslenme rehberlerini destekliyor. Yani mesele tek bir E kodundan kaçınmak değil, genel olarak paketli ürün ağırlıklı bir diyetten uzaklaşmak. Etiket okuma alışkanlığı da işe yarıyor. Ambalajın arkasındaki içindekiler listesine göz atmak, iyi bir ilk adım olabilir. Not: bu haber bilgilendirme amaçlıdır, tıbbi tavsiye yerine geçmez; kişisel riskler için hekime danışmak gerekir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hangi katkı maddeleri kalple ilişkilendirildi?
Sekiz koruyucu öne çıktı: E202, E224, E250, E300, E301, E316, E330 ve E392. Bunlardan askorbik asit (E300) ayrıca kalp-damar hastalığıyla da bağlantılı bulundu.
Araştırma kaç kişi üzerinde yapıldı?
Fransa’da 112 binden fazla yetişkin yıllarca izlendi. Çalışma European Heart Journal’da yayımlandı ve INSERM ile iki üniversite tarafından yürütüldü.
Bu maddelerden tamamen kaçınmalı mıyım?
Araştırma bir ilişki gösteriyor, kesin neden-sonuç değil. Uzmanlar tek bir maddeyi yasaklamak yerine, genel olarak az işlenmiş gıdaya yönelmeyi öneriyor.
Kaynakları görmek için tıklayınız
Bu haber şu kaynaktan derlenmiştir:
Sputnik Türkiye (European Heart Journal / INSERM çalışması).